|
HAYATI
Kronolojik Sırayla
Hayatı
1881
- Atatürk'ün doğumu

1893 - Askeri rüştiyeye öğrenci oluşu

1899 - Harbiye'ye geçişi

1902 - Erkan-ı Harbiye'ye girişi

1906 - Üç dört arkadaşıyla Şam'da gizli olarak "Vatan ve Hürriyet"
adındaki cemiyeti kurması ve aynı yılda Selanik'e geçerek aynı cemiyetin
şubesini açması

1907 - Askeri rütbesi kolağası oluşu ve yine aynı yıl içinde
görevinin Makedonya'daki 3. Orduya nakli, Cemiyetinin Merkezi Selanik'te
İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşmesi

23 Temmuz 1908 - Yukarıdaki gizli ve siyasi faaliyetlerinin sonucu
2. Meşrutiyetin, padişah Abdulhamit'e kabul ve ilan ettirilmesi

13 Nisan 1909 - İstibdat taraftarlarının yeni rejime karşı
ayaklanmaları Rumeli'den bunları bastırmak için yola çıkan Hareket
Ordusunun Kurmay Yüzbaşkanlığına deruhte etmesi ve bu ayaklanma da önemli
bastırıcı rol oynaması
1911
- Trablusgarb savaşına iştirak etmesi ve oradaki kuvvetlerimizin
Kurmaylığını üzerine alması. Bu arada rütbesinin binbaşılığa yükseltilmesi

24 Ekim 1912 - Balkan Savaşının başlaması üzerine İstanbul'a
dönmesi ve Bolayır'da toplanmış olan kuvvetlerimizin hareket şubesi
müdürlüğüne tayin edilmesi

27 Ekim 1913 - Sofya Ataşelikleri görevlerinin uhdesinde toplanması
bu arada rütbesinin yarbaylığa yükselmesi

2 Şubat 1915 - Tekirdağ'da kurulması kararlaştırılan yeni bir
tümenin komutanlığına tayini. Onun teşkil ettiği ve 19. Tümen adını alan
bu tümen Çanakkale savaşlarında parlak başarılar göstermiştir

1 Haziran 1915 - Çanakkale savaşlarında gösterdiği büyük
başarılardan dolayı rütbesi albaylığa yükseldi
1 Nisan 1916
- Çanakkale savaşları zaferlerimizle bittiğinden Diyarbakır'daki
kolordunun komutanlığına tayin edilmiştir. Oraya giderken de rütbesi
generalliğe yükseltildi

6-7 Ağustos 1916 - Rusların Diyarbakır istikametindeki
taarruzlarını kırarak Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtardı. Bu
başarısı üzerine 2. Ordu komutanlığına atandı.

31 Ekim 1918 - Mondros Mütarekesini müteakip Yıldırım Orduları
Grubu Başkomutanlığını devir alması.

16 Mayıs 1919 - Acı mütareke günlerinin bir kısmını çok üzgün
olarak geçirdiği İstanbul'dan 3. Ordu Müfettişliği göreviyle Bandırma
vapuruyla geçti.

19 Mayıs 1919 - Kurtuluş Savaşının başlangıç noktası olan Samsun'a
çıkmaları.

21 Mayıs 1919 - Erzurum'daki 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir
Paşa ile temas etmesi
23
Mayıs 1919 -
Ankara'daki 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ile temas etmesi

28 Mayıs 1919 - Türk Milletini işgallere protesto için mitingler
yapmaya davet etmesi

3 Haziran 1919 - Doğu vilayetlerinde bir Ermeni Hükümetinin
kurulması ve İngiliz himayesi fikirlerine muarız olduğunu beyan etmesi

21 Haziran 1919 - Yurdun bağımsızlığını kurmak için Türk Milletini
kendisiyle birlikte çalışmaya davet eden tarihi beyannameyi yayınlaması

8-9 Temmuz 1919 - Erzurum'dan askeri görev ve askerlik mesleğinden
istifa ettiğini İstanbul Hükümetine bildirmesi

23 Temmuz 1919 - Başkanlığını yaptığı Erzurum Kongresinde millet
iradesine dayanan bir millet meclisiyle kuvvetini, gene millet iradesiyle
oluşan bir hükümetin kurulması lüzumunu ilk
4 Eylül 1919
- Sivas Kongresinde yurdun muhtelif bölgelerinde kurulmuş olan müdafaa
cemiyetlerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında
birleştirip bütün millet kuvvetlerini bir elde idare etmek imkanını
sağlaması

11 Eylül 1919 - Çalışmalarını bitiren Sivas Kongresi delegeleri
tarafından seçilen Temsil Heyeti Başkanlığına getirilmesi

15 Eylül 1919 - Temsil Heyeti, Türk Milletinin yetkili makamı
olarak ilan edildi

7 Aralık 1920 - Temsil Heyeti ile birlikte Ankara'ya yerleşmesi ve bu
şehri milli harekatın merkezi yapması

23 Nisan 1920 - Ankara'da Büyük Millet Meclisinin törenle açılması
ve bu meclise başkan seçilmesi

20 Ocak 1920 - "Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir" idare
usulü halkın mukadderatını bilfiil elinde tutulması esasına dayanır,
kayıtlarını taşıyan ilk demokratik Anayasayı Meclise kabul ettirmesi.
5
Ağustos 1921 -
İlerleyen Yunan Taarruzu karşısında T.B.M.M. O'na Başkumandanlık görevini
verdi.

19 Eylül 1921 - Sakarya Zaferinden altı gün sonra T.B.M. Meclisinin
çıkardığı bir kanunla Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı verildi.

27-28 Eylül 1922 - Gecesi büyük taarruz savaşının planlarını
hazırladı.

26 Ağustos 1922 - Cumartesi sabahı Kocatepe'den büyük taarruz
emrini verdi.

30 Ağustos 1922 - Dumlupınar'da ateş hatları arasında idare ettiği
Başkomutanlık Meydan Muharebesini kazandı.

1 Eylül 1922 - Muzaffer Türk Ordularına "İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR
İLERİ" emrini verdi

10 Eylül 1922 - Halkın çılgınca alkışları arasında İzmir'e girdi

2 Ekim 1922 - Ankara'ya dönüşlerinde eşsiz merasimle
karşılanmışlardır
Kasım 1922
- Saltanatın kaldırılmasını temin eden Kanunu Meclis karşısında müdafaa
kabul ettirmiştir

29 Ekim 1923 - 20:30 da "CUMHURİYET" ilan edilmiş ve Türkiye'nin
ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir

3 Mart 1924 - Cumhuriyet rejiminin Türkiye'de kökleşip yerleşmesi
için şart olan hilafetin kaldırılmasını sağlamıştır. Aynı yıl içerisinde
medreseleri kapattırarak milli eğitim alanındaki birliği sağlama yolunu
açmıştı. Gene bu suretle laik ve modern esaslara göre eğitim ve öğretim
yapan müesseselerin kurulmasına zemin hazırlamıştır.

1 Mayıs 1924 - Orta Çağın dini hukuk geleneklerine göre çalışan
Şer'iye mahkemelerini kaldırdı

26 Ağustos 1924 - Milli sermayeyi çoğaltmak özel teşebbüsleri
teşvik ederek kurmak ve Türk bankacılığını geliştirmek amacıyla İş
Bankasını kurdu.
5 Mayıs 1925
- Memlekette modern çiftçiliği geliştirmek maksadıyla yapılacak
teşebbüslere bir örnek olmak üzere kendi parasıyla bir Orman Çiftliğini
kurdurdu

1925 - Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ile ilgili kanun
kabul edilerek batıl inanç ve taassup yatakları ortadan kaldırıldı

25 Aralık 1925 - Medeni kıyafeti getirdi

26 Aralık 1925 - Miladi takvim ve modern saat ölçüsünü değiştiren
kanun kabul edildi

17 Şubat 1926 - Türk Medeni Kanununun kabul edilmesiyle Türk
milleti ümmet devrinden çağdaş medeniyete geçirildi

1 Kasım 1928 - Çıkarılan bir kanunla Türk Milletinin kolayca okuyup
yazmasını temin edecek olan yeni Türk alfabesi kabul edildi.

12 Temmuz 1932 - Yüzyıllardan beri ihmal edilmiş olan Türk dilini
geliştirmek ve bu gelişmeyi kolaylaştırmak için lüzumlu gördüğü Türk Dil
Kurumunu meydana getirdi
1934
- Yılının kasım ayında Türk kadınına siyasi hakları tanıyan yasa
çıkarıldı.

24 Kasım 1934 - Hayatı boyunca Türk Milletine yaptığı eşsiz
hizmetler göz önüne alınarak her Türk vatandaşının bir soyadı aldığı
sırada T.B.M.M. O'na ATATÜRK soyadını verdi.

1934 - Avrupa'da baş gösteren siyasi buhran karşısında Balkan
Antantının kurulmasında en önemli rolü oynadı.

1936 - Montrö Antlaşması ile boğazların tahkiminin sağlanmasını
temin etti.

1936 - Sadabat Paktıyla memleketimiz için gerekli güvenlik
tedbirlerinin alınmasında nazım rol oynadı.

4 Temmuz 1938 - Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olan Hatay'ın
bağımsız bir Türk devleti olmasını sağlamıştı ki bu vatan parçası
ölümlerinden sonra Anavatan'a katılmak imkanını bu sayede buldu.

1938 - Yurt içinde her zaman yaptığı inceleme gezilerinin birinde
hastalanmış bu rahatsızlığı Mayıs ayına kadar sürmüştü.
5 Eylül 1938
- Saraya gizlice çağırttığı bir notere vasiyetnamesini yazıp vermişti.

16 Ekim 1938 - Gittikçe ağırlaşan hastalığı karşısında günlük
raporlar neşredilmesine başlanmıştı.

8 Kasım 1938 - Günü durumu çok ağırlaşmış ve neşredilen rapor
üzerine bütün yurdu ağır bir acı kaplamıştı.

10 Kasım 1938 - Günü nihayet korkunç sonuç bütün acılığıyla
gerçekleşmiş, Atatürk perşembe sabahı saat 9.05'te hayata gözlerini
yummuştu.
1934
- Yılının kasım ayında Türk kadınına siyasi hakları tanıyan yasa
çıkarıldı.

24 Kasım 1934 - Hayatı boyunca Türk Milletine yaptığı eşsiz
hizmetler göz önüne alınarak her Türk vatandaşının bir soyadı aldığı
sırada T.B.M.M. O'na ATATÜRK soyadını verdi.

1934 - Avrupa'da baş gösteren siyasi buhran karşısında Balkan
Antantının kurulmasında en önemli rolü oynadı.

1936 - Montrö Antlaşması ile boğazların tahkiminin sağlanmasını
temin etti.

1936 - Sadabat Paktıyla memleketimiz için gerekli güvenlik
tedbirlerinin alınmasında nazım rol oynadı.

4 Temmuz 1938 - Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olan Hatay'ın
bağımsız bir Türk devleti olmasını sağlamıştı ki bu vatan parçası
ölümlerinden sonra Anavatan'a katılmak imkanını bu sayede buldu.

1938 - Yurt içinde her zaman yaptığı inceleme gezilerinin birinde
hastalanmış bu rahatsızlığı Mayıs ayına kadar sürmüştü.
5 Eylül 1938 - Saraya gizlice çağırttığı bir notere vasiyetnamesini yazıp
vermişti.

16 Ekim 1938 - Gittikçe ağırlaşan hastalığı karşısında günlük
raporlar neşredilmesine başlanmıştı.

8 Kasım 1938 - Günü durumu çok ağırlaşmış ve neşredilen rapor
üzerine bütün yurdu ağır bir acı kaplamıştı.

10 Kasım 1938 - Günü nihayet korkunç sonuç bütün acılığıyla
gerçekleşmiş, Atatürk perşembe sabahı saat 9.05'te hayata gözlerini
yummuştu.
|
NE DEDİ?
Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş
bir milletiz.
Ne
kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet,
medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye
lâyık sayılamaz.
Özgürlük
ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın
en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan
bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından
bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin ,
namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin
özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım
vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut
olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas
şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı
kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.
Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden
milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset
münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim
milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan
vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
Milli
egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve
tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler
her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Cumhuriyet
fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre
saygı duyarız.
Egemenlik
kayıtsız ve şartsız millettindir.
Gerçi
bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden
bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün
icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca
bir milliyetçilik değildir.
Bilelim
ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Milli
mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
Türk
çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet
bulacaktır.
Milli
his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması,
milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en
zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek
bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller
boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Bir
dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması
lazımdır.
Her
fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir
fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak
ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
Türk
Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan
ilerlemektir.
Medeni
olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.
Büyük
dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı
kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu
zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir
olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak
sarıkla değil, dimağladır.
Arkadaşlar,
efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,
dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki
tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Medeniyetin
emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.
Biz
dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını
tatbik edeceğiz.
Bizim
devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan
kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten
ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
Milletimiz
her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir.
Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya
çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.
İnsan
topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil
midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı
toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?
Ey
kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere
yükselmeye layıksın.
Anaların
bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit
değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat
yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak
pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız,
hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili
olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.
Ben
icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı
vereceğim.
Gençler
cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz
terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir
hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil,
istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti bir kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak
sizsiniz.
Yüksek
Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
Benim
naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye
Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
Sizler,
yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip
edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla
yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan,
yorulmadan yürüyecektir.
Biz
cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz.
Kasdettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük
cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek
alimler çıkabilir.
Müsbet
bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde
olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan
erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.
Mualimler!
Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâröğretmenleri ve eğiticileri, sizler
yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti,
sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.
Milleti
kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun
bir millet, henüz millet namını almak istidadını kesfetmemiştir.
Dünyanın
her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem
unsurlarıdır.
Okul
sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk
sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle
gelişir.
Türkiye'nin
asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten
daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun
için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye
erişmek maksadını güder.
Ekonomik
kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha
refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.
|
|
NE DEDİLER?
Asker,
devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği
yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün
temel taşını teşkil eden, kendine
güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.
General Mc ARTHUR
Benim üzüntüm, bu adamla
tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış
olmasıdır.
"Sovyet Rusya Hariciye
Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa' nın
en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu
sordum. Bana Avrupa' nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal olduğunu söyledi. "
Franklin D. ROOSEVELT
A.B.D Başkanı
Atatürk bu yüzyılın büyük
insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren
liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider
olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin doğması,
yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan
etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk halkının işidir.
Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir
kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek
yoktur.
John F. KENNEDY
A.B.D Başkanı
Akıllı ve barışçı
yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini
bırakacaktır.
Albert LEBRUN
Fransız Cumhurbaşkanı
Savaşta Türkiye' yi
kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk' ün
ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf
halkın O' nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve
modern Türkiye'nin Ata' sına değer bir görünümden başka bir şey
değildir.(1938)
Winston CHURCHILL
İngiltere Başbakanı
|